Renan Koen Logo

TORUN WAGNER'İN SEÇİMİ

TORUN WAGNER'İN SEÇİMİ

Bu geceki Yahudi Soykırımı'nı Anma konserinin ilginç bir konuğu var. Naziler'in çok sevdiği besteci olarak bilinen Richard Wagner'in torunu Gottfried Wagner. Bize yıllardır üzerinde çalıştığı toplama kamplarını ve oradaki hayatı anlatacak. Kendisiyle konserden önce bir yemekte buluştuk...
Bugün Türkiye'de belki de bir ilk gerçekleşecek. Holokost, yani Yahudi Soykırımı bir konserle anılacak. Aslında bu tür konserler Yahudi cemaati içinde yıllardır yapılıyor. Ama bu kez büyük bir konser salonunda, biletleri herkese açık, üstelik çok özel bir konukla gerçekleşecek. Geceye müzik tarihçisi ve yazar Dr. Gottfried Wagner de katılacak. Evet doğru tahmin ettiğiniz, kendisi ünlü Alman besteci Richard Wagner'in torunu olur.
Zorlu PSM Drama Sahnesi'ndeki konseri 500. Yıl Vakfı, Anadolu Kültür ve Şişli Belediyesi düzenliyor. Konserin yıldızı ise piyanist besteci Renan Koen. Sanatçı hem piyanist hem de soprano olarak konsere katılıyor. Ona Nazım Hikmet Akademi Korosu eşlik edecek. Gecenin fikir annesi de Renan Koen. Konseri kurgulayan, destekçileri harekete geçiren, Gottfried Wagner'i bulan ve seslendirilecek eserleri seçen o.
Gecede Terezin Toplama Kampı'nda bestelenmiş eserler seslendirilecek. İşte Gottfried Wagner de tam burada devreye girecek ve bizlere toplama kamplarını, oradaki yaşamı anlatacak.
Wagner enteresan bir kişilik. Dün gece konser öncesi bir yemekte tanıştık. Anlatmayı seven kendinden de Wagner ailesinden de bahsetmekten çekinmeyen biri. Piyano eğitimi görmüş ama müzisyen değil, bir araştırmacı ve yazar olmayı seçmiş. 'Ailede Lizst gibi bir piyanist, Wagner gibi bir besteci varken, müzisyen olmam mümkün değildi' esprisiyle durumu özetliyor. (Büyük büyük annesi de Lizst'in kızı Cosima Wagner.) Kendisine konu olarak Yahudi Soykırımı'nı ve toplama kamplarını seçmesinde manidar bir yan var tabii ki. Malum, Wagner'in müziği ve bazı fikirleri Naziler tarafından çok benimsenmişti. Bu nedenle Wagner uzun yıllar İsrail'de çalınamadı... Ama Gottfried bu konunun üzerine gitmiş ve dedesinin müziğinden önce, konferanslar vermek üzere 90'larda İsrail'de bile bulunmuş. (Wagner ancak 2002'de o da bir kez daha tepkilerle birlikte çalınabildi.) 'İnsan bir tercih yapar' diye anlatıyor. Onun tercihi, dededen kalma Beiruth Festivali'nin başında olan kız kardeşinden de 'medyatik çıkışlar yapabilen' Barenoim'den de farklı bir yönde olmuş: Ancak ilgili insanların tanıdığı, kendi soyadıyla her daim bir mücadele içinde bir Holokost uzmanı olmak. Anneannesi Hitler'i kişisel olarak tanıyan, hatırlayan biri. Kendisi de Beiruth'da bu anıların içinde büyümüş. Ama o, soykırımı ve kurbanlarını tanımayı seçmiş. Artık Almanya'yı bile geride bırakmış, İtalya'da yaşıyor ve sürekli seyahat ediyor.
Gottfried Wagner, Terezin Toplama Kampı'nı çok iyi biliyor. Binlerce belgeyi incelemiş, oradan kurtulanlarla görüşmeler yapmış. İstanbul'da da bu kampı ve oradaki bestecileri anlatacak. Evet, Çekoslavakya'daki bu kampın bir özelliği de sanatçı ve bestecilerin yoğun olarak bulundukları bir yer olması. Renan Koen'in anlattıklarından öğrendiğimize göre buradaki besteciler boş durmamış ve zorlukla barakalarına taşıdıkları kırık bir piyanodan da yararlanarak besteler yapmışlar. Hemen hiçbiri soykırımdan kurtulamamış. Ama çalışmaları günümüze ulaşmış. Renan Koen içlerinden dördünü seçmiş. “Hiç de karamsar, hüzünlü besteler değil” diye anlatıyor. “Tam tersi umut ve enerji dolu.” Belli ki bu gece dinleyeceğimiz Haas, Klein, Ullmann, Shull ve arkadaşları, müziği de hayatta kalma ve hayatta bir iz bırakma gayretinin bir parçası kılmışlar.

Geceyi destekleyenlerden birinin Şişli Belediyesi olması şaşırtıcı değil. Çünkü muhtemelen İstanbul'un en çok gayrimüslimin yaşadığı, bu kültürün en çok iz bıraktığı yer Şişli. Belediye Başkanı ise bir gün mutlaka Beiruth Festivali'ni izlemenin hayalini kuran, müziğe meraklı biri, Hayri İnönü. 'Konser fikrini siz nasıl karşıladınız?' sorumu yanıtlamıyor. Neredeyse mahcup olup, “Bana böyle sormayın; zaten sanat, kültür, konser olunca mutlaka bir şeyler yapmak lazım” diyor.
Wagner'e o klişe soruyu da soruyorum en sonunda: “Daha önce Türkiye'ye geldiniz mi?” “Tabii ki” diyor Gottfried Wagner, 1974'te Ankara'da Carmina Burana yönetmiş. Altı haftalık Ankara hayatından yetenekli koristleri ve sokaklarda gezen tankları hatırlıyor. Eh, çok da yanlış bir izlenim değil...
Bu geceki konser, Türkiye'nin tarihle ilişki kurmasında bir adım olacak. Başkalarının acılarını anlamak, onlara empati ve şevkatle yaklaşmak aslında bizim için yeni bir şey. Yoksa Holokost'u Avrupa'yı ilgilendiren bir mesele diye bir yana koymuş olmazdık bunca yıldır. Ama nihayet geçmişin meselelerine daha cesaretli yaklaşabiliyoruz. Kim bilir, bu gece de belki bir başlangıç olur. Onca hararetli tartışmanın arasında göçüp gitmiş Yahudi bestecilerin müziği, biraz da 'Gottfried Wagner'in seçimi' bize rehber olur. Dönüp biraz daha geriye bakarız. Oralarda bir yerlerde belki Gomidas'ı, Ermenileri de görürüz, meseleye biraz daha empatiyle bakmanın bir yolunu buluruz...
Konser bu gece saat 20.30'da Zorlu PSM Drama Sahnesi'nde.
Köşe yazarı Cem Erciyes / Radikal Gazetesi / 13 Nisan 2015 /Kaynak
Haberler Sayfasına geri dönmek için tıklamanız yeterli

Etkinlikler

There are no upcoming events.

Albümler

linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram