Renan Koen Logo

TEREZİN'DEN YÜKSELEN NOTALAR

II. Dünya Savaşı sürecinde toplama kampında öldürülen besteciler, 13 Nisan Pazartesi günü Zorlu PSM'de düzenlenecek 'Uykudan Önce' başlıklı Holokost'u anma konserinde kendi eserleriyle anılacak.
II. Dünya Savaşı sürecinde toplama kampında öldürülen besteciler, 13 Nisan Pazartesi günü Zorlu PSM'de düzenlenecek 'Uykudan Önce' başlıklı Holokost'u anma konserinde kendi eserleriyle anılacak. Müzik tarihçisi Gottfried Wagner'in onur konuğu olacağı gecede tanıklar da toplama kamplarını anlatacak.
Piyanist/besteci Renan Koen ile Dr. Gottfried Wagner’in besteciler ve kamplardaki yaşam üzerine birlikte oluşturdukları metinler doğrultusunda kurgulanan gecede piyano ve koro eserleri yer alıyor. Renan Koen’in piyano eserlerini yorumlayacağı konserde, şef Erdem Nusret Karakaş yönetimindeki Nâzım Hikmet Akademi Korosu, koro eserleriyle sahnede yer alacak. II. Dünya Savaşı’nda Auschwitz Toplama Kampı’nda hayatını kaybeden besteciler Pavel Haas, Viktor Ullmann, Gideon Klein ve Zikmund Schul’un bestelerini yorumlayacak.

Renan Koen, bir yandan piano kariyerini sürdürürken, bir yandan da bizi Terezin toplama kampından yükselen notalarla, bambaşka bir dünyaya götürüyor. Nota kâğıdı kıtlığına, Nazi baskısına, toplama kamplarındaki vahşete karşı yılmadan üreten bestecilerin günümüze yansıyan sesi oldu. 13 Nisan Pazartesi gecesi Zorlu Center'da yapılacak olan anma konseri öncesi, Renan Koen ile bu fikri, bestecileri, ve müziği konuştuk...
Lora Esra Yılmaz:Sizi bu bestecilerin, bestelerinin peşine düşüren neydi bununla başlamak isterim, böyle bir fikir doğmasına etken olan şey nedir?
Renan Koen: Ben de Musevi olduğum için çok küçük yaştan itibaren soykırım hikâyeleriyle büyüdüm. Ama sonraları böyle eserlerin de verildiği bir toplama kampının olduğunu duyduğumda beni çok etkilemişti. Bundan yıllar sonra böyle bir Holokost’u Anma Konseri fikri doğdu. 2010' da nota araştırması yapmaya başladım. Besteciler eserlerini, Terezin Toplama Kampı’nın çok zor şartlarında, bulabildikleri belki tek bir nota kağıdı ya da küçük kağıtlara yazabilmişler notlarını. Eserlerin gün yüzüne çıkması, ciddi bir çalışma ve kamptan sağ kalıp da bu eserleri birebir dinlemiş olanların tanıklığıyla mümkün oluyor. 2011'de daha kısa bir programdı. O dönemden beri programı daha genişletmek ve bugünkü haline getirmeyi istiyordum. Küçük yaşta kampta yaşamış ve savaşın bitmesiyle kamptan ayrılıp hayatına devam etmiş insanlar Terezin'de kurulan Terezin Şehitleri Vakfı’nda bu eserlerin ortaya çıkması için çalışıyorlar. Bu notaları ortaya çıkaran basan Almanya ve İngiltere'de olmak üzere 2 nota firması var. Bu besteleri Türkiye’de de gün yüzüne çıkartmak istedim.
Esra Lora Yılmaz: Terezin kampına baktığımızda bu hem insanlığa hem de insanlığı ileriye götürecek şey olan sanat üretimlerine yönelik de bir katliam. Bestecilerin, sanat insanlarının, ayrıca bir kampta toplanma politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Renan Koen: Bu sorunun cevabı için ikinci dünya savaşı öncesine gitmek gerek. Savaştan önce naziler iktidara geçti. Hitler'in iktidara geçmesiyle bu besteciler, bu sanatçılar zaten yasaklanıyorlar. İsim değiştiriyorlar, şehir şehir dolaşıyorlar, kaçıyorlar bulunup yine yasaklanıyorlar. Sanat toplumu ileriye taşıyan bir şeydir ve Hitler'in kafasında ileriye taşımak başka bir anlama geldiğinden yok etmek istiyor tabi sanatçıları. Tüm bunları, Almanlaştırma politikaları da dahil, idare edebileceği, korkutabileceği tek tip insan yaratmak için yapmış. Ama bu besteciler, sanatçılar ve kültür insanları hiç vazgeçmeden eserlerini vermeye devam etmişler ve kendilerini geriye düşürmeden, dayanışarak üretmişler.
Lora Esra Yılmaz: O döneme baktığımızda o şartlar altında, öylesi bir baskı altındayken hala üreten ve dediğiniz gibi yılmadan üreten sanat insanları görüyoruz. Bu döneme baktığımızda günümüzdeki üretim alanını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Renan Koen: O dönemde belki kamplara kapatılmışlık vardı ama şimdi de teknolojiye hapsedilmişlik var. Herhangi bir kapatılmışlığa karşı nasıl durmak, direnmek gerekiyor. Aslında bunun cevabını aramak çok önemli. Bence şuradan da geçiyor bu cevap, insanın güçlü olduğu şey bulunup, beslenmeli. Şimdiki sanat üretim alanından, politikalardan herkes şikayetçi, ki doğrudur ama aksine yaratmak için çok ciddi çaba sarf etmek gerekir. Bunun insanın içindeki güçlü taraflarını bulup, direnmesiyle çok paralel olduğunu düşünüyorum. Yaratılan şey 10 kişiye de ulaşsa bu çok önemlidir. Bir taş atmışsındır ve bunlar halka halka dağılacak, dağılmıyor diye küsmeyeceğiz, devam edeceğiz. Bu konser programının DVD ve CD Albüm olarak Kalan Müzik’ten çıkacak. Özellikle istedim daha kalıcı olması için daha fazla insana ulaşması için. Ve yine Ekim sonunda Los Angeles’ta düzenlenecek ‘Müzik, şiddet ve soykırım için bir direniş olabilir mi?’ konulu workshop ve kongrede bu programla konser verip, sunum yapacağım.
Lora Esra Yılmaz: Daha sonraki projeleriniz için neler söylemek istersiniz çok yeni bir albümünüz Kayıp İzler Gizli Anılar da vardı...
Renan Koen: Evet, albüm çıkalı çok yeni olmuştu ki ‘Holokost’u Anma Konseri’ doğdu. Kalan Müzik’ten çıkan ‘Kayıp İzler Gizli Anılar’ Albümün konserleri de olacak, henüz tarihleri netleşmedi. ‘Holokost’u Anma Konseri’ İstanbul’dan hemen sonra İzmir’de, 15 Nisan Çarşamba günü, Karataş Bet-İsrael Sinagogu’nda da gerçekleşecek. 13 Nisan Pazartesi akşamı Zorlu Performans Sanatları Merkezi Drama Sahnesi'nde gerçekleşecek Holokost'u Anma Konseri ‘Uykudan Önce ’ye destek veren Şişli Belediyesi, Anadolu Kültür, 500. yıl Vakfı’na ve Nazım Hikmet Akademi Korosu ile bize destek veren şef Erdem Nusret Karakaş'a ve bizi yalnız bırakmayacak dinleyicilere de şimdiden teşekkür ederim.<
> Röportaj / Lora Esra Yılmaz / Çağdaş Ses / 12.04.2015 /Kaynak
Haberler Sayfasına geri dönmek için tıklamanız yeterli
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram