Renan Koen Logo

BU BESTELERDE NAZİ SUBAYLARININ AYAK SESLERİ VAR

Piyanist Renan Koen, 2. Dünya Savaşı’nda Naziler’in Terzin Taoplama Kampı’na hapsettiği besticilerin esaret altında yarattıkları bestelerin peşine düştü. Koen, ulaştığı eserleri Uykudan Önce adını verdiği projede sahneleyecek.
2. Dünya Savaşı'nda Yahudilerin toplama kamplarında yaşadıkları hepimizin malumu. Ancak çoğumuz bu kamplar arasında bir kültür toplama kampı olduğundan haberdar değiliz. Oysa sadece sanatçıların toplandığı Terezin adlı bir kamp var. Terezin'e alınmış, daha sonra Auschwitz'e gönderilerek öldürülmüş besteciler, burada yaşadıkları sürece eserler üretmeye devam etmiş. Pavel Haas, Viktor Ullmann, Gideon Klein ve Zikmund Schul'un kampta bestelerini uzun çalışmalar sonunda bulan piyanist Renan Koen şimdi bu eserleri dinleyicilerle buluşturacağı bir konser hazırlığında. Projede hem piyano eserleri hem de koro parçaları var. Şef Erdem Nusret Karakaş yönetimindeki Nazım Hikmet Akademi Korosu'nun da sahne alacağı gecede kamplarda yaşamış ve öldürülmüş insanların belgeleri, video röportajları ve Yahudi olmayan Hollandalı bir direnişçinin hikayesini kapsayan bir video röportaj da sahnelenecek. Konser öncesi son hazırlıkları yapan Renan Koen'le projeyi konuştuk -
Ceren Arseven:Eserleri ararken neler yaşadınız?
Renan Koen: Notalara ulaşmak çok zordu. Öncelikle Terezin'de hangi bestecilerin kaldığını araştırdım. Kampın bir vakfı var. Onlardan bilgi edindim. Daha sonra o bestecilerin arasından piyano eserleri olanlarını belirledim. Sonra nota arayışı başladı. Önce sadece bir piyano, bir de koro eserine ulaştım. Haas, Ullmann, Schul ve Klein gibi bestecilerin, tüm yokluklara rağmen içlerindeki pozitif direnci ayakta tutarak kararlılık ve duydukları inançla müzik yapmaya devam etmeleri beni çok etkiledi ve araştırmamı genişletmek istedim. Almanya'da ve İngiltere'deki iki yayınevi bu notaları yayınlıyor. Onlarla iletişime geçtim. Ancak tabii kamptaki beste yapma şartları korkunçmuş. Çoğu zaman kağıt bulamamışlar notaları yazacak ve normal çizgili kağıda yazmışlar bestelerini. Sonrasında yapılan çalışmalarda notalar temize çekilmiş, bölümlerin sıralamaları kurgulanmış.
Ceren Arseven:Neler hissettiniz bu süreçte?
Renan Koen: İşin içine girmeden büyük bir heyecan duyuyordum. Benim için büyük bir keşifti. Notalar elime ulaştığında elim ayağım birbirine dolaştı. Çalmaya başlayınca çok şaşırdım. İlk başta çok yabancısı olduğum bir müzikti. Hiç duymadığım bir tarzdı. Notalar üzerinden neler yaşandığını anlayınca iş çok değişti benim için. Heyecan yerini büyük bir keşfe bıraktı. O noktada her şeyimle teslim oldum.
Ceren Arseven:Siz sadece bir piyanist değil müzikterapistsiniz de. Bu proje nasıl bir iyileşme sağlayacak sizce?
Renan Koen: Viktor Ullmann'ın piyano sonatı bu konuda çok şey anlatıyor. Çocuklarına yazmış bu eseri. Terezin'de tüm aileler hep birlikte yaşıyormuş. Eserde çocukların matraklıklarını görebiliyorsunuz. Nazi subaylarına atfettiği bir simge var. O kadar sert bir es verdiriyor ki bu simge neredeyse askerlerin adımlarını, ayak seslerini duyabiliyorsunuz. O ses en duygusal yerde tak diye bölüyor anı. Eserlerde çok farklı duygular yan yana. İsyan, kabulleniş, kapalı kalma... "Bir gün sesimizi mutlaka çıkaracağız" diyen bir manifestoyla bitiyor. Belki de ben bu projeyle onların sesini duyurmalarına da yardımcı olurum.
Ceren Arseven:Projenin adını nasıl koydunuz?
Renan Koen: Viktor Ullmann bir sonatı Terezin'den Auschwitz'e götürülmüş ve orada öldürülmüş bir kadına ithaf etmiş. Orada bir ağıt bölümü var. Avustralyalı şair Karl Kraus'un Uykudan Önce adlı şiiri geçiyor. Bu şiir ölümü bekleyen birini anlatıyor.
Ceren Arseven: Piyanoyu nasıl bulmuşlar?
Renan Koen: Piyano yok elbette kampta. Fakat Gideon Klein ve arkadaşları bir gece gizlice kamptan kaçıyorlar. Hemen kampın yanındaki bir barda eski bir piyano buluyorlar. Üstelik piyanonun bir ayağı kırık. Onu sırtlayıp kampa getiriyorlar. Bir tavan arasında saklıyorlar. Tamir ediyorlar. Tüm bestelerini bu piyanoda yapıyorlar.
Ceren Arseven: Bu bestecilerin akıbeti ne olmuş peki?
Renan Koen: Çok hazin. Biri Terezin'de, diğer üçü de Auschwitz'te ölmüş.
MÜZİKLE TARİH YAZMIŞLAR
"Terezin'de yazılan eserler sadece birer beste olarak düşünülemez. Yaşananları başka hiçbir şekilde anlatamayacak insanlar olan biteni notalarla o kadar güzel belgelemişler ki... Bütün hikayeyi müziği çalarak ve dinleyerek anlayabiliyorsunuz. Müziğe tutunmuşlar. Notalarla tarihi anlatmışlar. Çocuklara umut vermeye, gelecek nesillere de direnme gücü aşılamaya çalışmışlar."
Terezin Toplama Kampı’nda bestelenen piyano ve koro eserlerine yer verilecek Uykudan Önce, 13 Nisan Pazartesi saat 20.30’da Zorlu PSM Drama Sahnesi’nde. Gecenin onur konuğu ise dünyaca ünlü müzik tarihçisi Gottfried Wagner.
Röportaj / Ceren Arseven / Sabah Gazetesi / 5 Nisan 2015 /Kaynak
Haberler Sayfasına geri dönmek için tıklamanız yeterli
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram